Çocuk İstiyorum, Ne Yapmalıyım?
Bazen Kayseri’nin sabahları var ya, hava öyle soğuk, rüzgar öyle sert, bir yudum kahve içtikçe içine çektiğin o buğulu havada kaybolmuş gibi hissediyorum. Bir yandan hayattan ne istiyorum diye düşündüğümde, başka her şeyin ötesinde bir şey var aklımda: Çocuk. İçimde, bazen kelimelere dökemediğim kadar derin bir his. Bir çocuk, kendi minik dünyasına girmemi sağlayacak bir hayat, ona annelik yapmak. Ama… bir çocuk istemek, gerçekten istemek kolay mı?
Hayal Kırıklığı ve Sorular
Bir akşam, kaybolan bir gündüzün hemen ardından, evde yalnızken, birdenbire çocuk sahibi olma isteğim öyle bir şekilde kalbimi sarmıştı ki, ne yapmam gerektiğini bilemedim. Yalnızca, “Çocuk istiyorum, ne yapmalıyım?” diye düşündüm. Günlüklerim hep bana gizli düşüncelerimi hatırlatır, her gün yazdığım sayfalarda biriktirdiğim anılar, sorular, cevaplar var. Ama bu soruya verecek bir cevabım yoktu. O kadar kafa karışıklığı, o kadar belirsizlik… Kalbim istese de, kafam buna hazır mıydı?
Bir yandan da, çevremdeki herkesin o soruyu soruyor olması, toplumun baskısı, ailemin “ne zaman çocuk yapıyorsunuz?” cümlesi hep içimdeki duyguyu körüklüyordu. Ama işin garibi, bana o kadar yakın olan insanlardan bile aldığım bazı tavsiyeler, duygularımın karmaşasına benzerdi. Bir arkadaşım, “Bunu istemek senin hakkın, ama bir de hazır olup olmadığını sorgula” dedi. Ne demekti bu? Hazır olmak? Hangi yönlerden hazır olmalıydım? Maddi, manevi, duygusal… Hepsi kafamı kurcalıyordu.
Heyecan ve Belirsizlik
Bir gün, gerçekten düşündüm: Neden istemiyorum ki? Geceleri uykusuz kalıp, aklımda “bir çocukla hayatımı nasıl şekillendiririm?” sorusunu tekrar tekrar döndürdüm. Bu heyecan vardı, bu umut vardı ama bir yandan da korku… Korku, belirsizlik ve her şeyin ne kadar değişeceği. Peki ya beceremezsem? Ya gerçekten bir çocuğa yeterli olamayacak olursam?
Kayseri’nin o soğuk kış akşamında, evde tek başımayken, sıcak bir battaniyeye sarılıp, dışarıdaki kar manzarasına bakarak bunları düşündüm. Her şey bir anda başka bir boyut almıştı. Hayatımda hiç olmadığım kadar gerçekçi düşünüyordum. O masum gözlerle bakacak birinin sorumluluğunun altına girebilmek… Bunu istemek, gerçek bir duyguydu.
Ama bir şey daha vardı: Karşımdaki kişi. Evet, çocuk istiyordum, ama bir çocuk sahibi olmak sadece benim kararım mıydı? Evet, kendi içinde bir arzu, bir istek. Ama bir başka insanla paylaşılması gereken, ortak alınan bir karar da vardı. Onunla birlikte bu hayali kurmak, eşit olarak kabul görmek… Birlikte bir aile oluşturmak, iki kişi arasında bir dünyayı inşa etmek. Bu kadar güçlü bir isteği, “ne yapmalıyım?” sorusuyla dondurup kalmak bana büyük bir boşluk gibi geliyordu.
Birleşen Duygular
Zaman geçti. İçimdeki bu karmaşa, bu ikilem, yerini bir tür barışa bırakmaya başladı. Bir çocuk istiyorum, evet. Ama önce içimdeki ben’i daha da keşfetmem gerekiyor. Annem hep derdi, “Çocuk, iki kişilik bir sevda ister.” İkimizin de hazır olduğundan emin olmalıyız. Bu, sadece bir duygusal istek değil, aynı zamanda gerçekten güçlü bir kararlılık gerektiriyor. Ama bazen de, birisinin seni anlayıp, “Bunu yapmak istiyorsan, birlikte olalım” demesi de yeterli.
Ve o gün geldiğinde, duygularımın karmaşasından sıyrıldım. Çocuk istiyorum, evet. Ama önce, o soruyu doğru bir şekilde sorabilmek için bir araya gelmeliyim. Hazır hissettiğimde, birlikte yol alacağımız kişiyle o hayali kurmalıyız. O zaman, sadece bir soruya yanıt değil, tüm hayatımı şekillendirecek bir adım atabilirim.
İşte böyle, kalbimde bir umut, bir arzu, bir beklenti var. Ne yapmalıyım? Belki de en doğru cevap şudur: Kendimi, onu ve hayatı birlikte kucaklayacak bir zamanı beklemek…